Çalışma yaşamında sıklıkla duyduğumuz beyaz - mavi yaka adlandırmasına değinmek istedim bu yazımda. Yine bu yazıda da konuyu, çalışan sınıf açısından ne anlama geldiği üzerinden değerlendireceğiz. Ayrıca konuyu sendikal tartışmalara da bağlayacağım.
Mavi yakanın sözlük tanımına baktığımızda "el emeği uygulayan çalışan" ifadesiyle karşılaşıyoruz (*). Benzer şekilde beyaz yaka da "profesyonel ve yönetsel iş yapan çalışan" şeklinde tanımlanıyor (*). Tanımlamanın kökeni, 20.yy başında ABD'de ortaya çıkmış olup temelde çalışanların giydiği iş kıyafetlerine gönderme yapmaktaydı. İlginç bir şekilde günümüzde, mavi yaka ve beyaz yaka ifadesi, kendisine ismini veren sığ kıyafet yaklaşımında kalmış olup yönetsel olmayan ofis çalışanlarına beyaz yaka, yönetsel olan üretim çalışanlarına mavi yaka denmesine neden olmaktadır. Bu da tanımlamanın temel işlevini yitirmesine, çalışanlar arasında anlamsız bir ayrım ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
Konuyu örneklendirerek açalım. Elimizde bir hammade olsun. Bunu bir üretim aracı kullanarak son ürüne çevirip satacağız. Sattığımızın parasınının büyük bölümünü sermaye sahibi alırken, bir kısmını bize verecek, bir kısmını da mevcut üretim araçlarının geliştirilmesi, amortismanlar ve finansal araçlara yatırım gibi şekillerde kullanacaktır.
Elimizdeki hammeddenin hamur olduğunu varsayalım. Hamuru yoğurup fırına veren işçi, yoğurarak emeğini ortaya koymakta, fırın ateşini ayarlayarak ve fırında kalma süresini kestirerek üretim bilgisini, yani kafa emeğini, ustalığını ortaya koymakta ve ekmeği çıkartmaktadır. Eğer günde kaç ekmek çıkartması gerektiğini, hangi saat kaç ekmek çıkartması gerektiğini, ne kadar hamurun fire olacağını, ne kadar doğalgaz harcanacağını takip eden, satışları düzenleyen ve hatta satışı yapan ve patron olmayan bir çalışan varsa, o da yönetsel emeğini ortaya koymaktadır. Bu kişi aynı zamanda ekmeklerin zamanında ve istenilen kalitede çıkmasından da sorumlu olduğundan el emeği veren işçiyi yöneten ve yönlendiren kişidir. Fırının sahibi olan patron da bu iki çalışanın maaşlarını öderken, bir yandan da fırnın yumurtalı pide de çıkartıp çıkartmaması gerektiğine, saat kaçta açılması, kaç saat açık durması gerektiğine, büyüme ya da küçülme stratejilerine karar vermektedir. Bu örnekte rahatlıkla anlaşılacağı üzere fırın işçisi mavi yakalı, işlemleri takip edip hedeflere gereken kaliteyi gözeterek ulaşılmasını sağlamakla görevli olan işçi beyaz yakalıdır. Dikkat ederseniz her iki çalışan da aynı ortamda çalışmaktadır. Biri ekmeği ellemekte diğeri ellememektedir. Biri işçi olarak sistemde yer almakta, diğeri de işçi olarak sistemde yer alırken fırıncı karşısında patronu temsil etmektedir.
Şimdi de elimizdeki hammaddenin müşteriden gelen yazılım talebi, bu talebi karşılayabilecek çalışan bilgi birikimi ve şirket birikiminin de (know - how) üretim aracı olduğunu varsayalım. Yazılım talebi için bilgi birikimini, müşteri verilerini ve şirket birikimini harmanlayan ve satırlarca kod yazıp hataları gideren yazılımcı, emeğini ortaya koymakta ve yazılımı test ve kullanıma hazır hale getirmektedir. Eğer müşteri taleplerini, yazılımın ilerleme sürecinde değerlendirip yazılımcıyla müşteriyi koordine eden, proje takvimine uyumdan sorumlu, kalan zamanında yeni müşteriler için yeni çözümler sunan, belki ödeme takvimini de yöneten ve patron olmayan bir çalışan varsa o da yönetsel emeğini ortaya koymaktadır. Bu kişi, proje takvimine göre yazılımın zamanında yetişmesi, dolayısıyla yazılımcının günde ve haftada kaç saat çalışacağı ve müşteriyi tatmin edecek şekilde hatasız çalışmasından da sorumlu olduğundan emeği veren yazılımcıyı yöneten ve yönlendiren kişidir aynı zamanda. Yazılım şirketinin patronu da bu iki çalışanın maaşlarını öderken, yazılım şirketininin bilgi birikiminin artırılması, hangi yeni sektörler için yeni çözümler sunulabileceği ve büyüme, küçülme stratejilerini kurgulamaktadır. Bu örnekte de "ekmeği elleyen" yazılımcı, sanılanın aksine mavi yakalıdır, işlemleri takip edip hedeflere gereken kaliteyi gözeterek ulaşılmasını sağlamakla görevli olan koordinatör de beyaz yakalıdır. Koordinatör, çalışma ortamında yazılımcının patronu rolünü üstlenmektedir.
Son tahlilde beyaz yaka ve mavi yaka tanımlarının giyilen giysi ya da çalışılan ortamla ilgili değil, üretim araçlarının kullanımı, yönlendirilmesi ve çalışma ortamında hangi çalışanın işvereni temsil ettiğiyle ilgilidir. Haliyle beyaz yakanın sendikal örgütlenmesi konusu, üniversite okumuş olanların ya da ofis ağırlıklı çalışanların örgütlenmesi konusu değildir. İşyerinde işveren temsilcisi konumunda yer alan çalışanların örgütlenmesidir. Bunun olabilirliği, yöntemi ve yapısı alınan ücretlere ya da bu çalışanların ilgisizliğine indirgenemez, apayrı değerlendirilmesi gereken konulardır.
(*) Wikipedia tanımlarıdır.
Mavi yakanın sözlük tanımına baktığımızda "el emeği uygulayan çalışan" ifadesiyle karşılaşıyoruz (*). Benzer şekilde beyaz yaka da "profesyonel ve yönetsel iş yapan çalışan" şeklinde tanımlanıyor (*). Tanımlamanın kökeni, 20.yy başında ABD'de ortaya çıkmış olup temelde çalışanların giydiği iş kıyafetlerine gönderme yapmaktaydı. İlginç bir şekilde günümüzde, mavi yaka ve beyaz yaka ifadesi, kendisine ismini veren sığ kıyafet yaklaşımında kalmış olup yönetsel olmayan ofis çalışanlarına beyaz yaka, yönetsel olan üretim çalışanlarına mavi yaka denmesine neden olmaktadır. Bu da tanımlamanın temel işlevini yitirmesine, çalışanlar arasında anlamsız bir ayrım ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
Konuyu örneklendirerek açalım. Elimizde bir hammade olsun. Bunu bir üretim aracı kullanarak son ürüne çevirip satacağız. Sattığımızın parasınının büyük bölümünü sermaye sahibi alırken, bir kısmını bize verecek, bir kısmını da mevcut üretim araçlarının geliştirilmesi, amortismanlar ve finansal araçlara yatırım gibi şekillerde kullanacaktır.
Elimizdeki hammeddenin hamur olduğunu varsayalım. Hamuru yoğurup fırına veren işçi, yoğurarak emeğini ortaya koymakta, fırın ateşini ayarlayarak ve fırında kalma süresini kestirerek üretim bilgisini, yani kafa emeğini, ustalığını ortaya koymakta ve ekmeği çıkartmaktadır. Eğer günde kaç ekmek çıkartması gerektiğini, hangi saat kaç ekmek çıkartması gerektiğini, ne kadar hamurun fire olacağını, ne kadar doğalgaz harcanacağını takip eden, satışları düzenleyen ve hatta satışı yapan ve patron olmayan bir çalışan varsa, o da yönetsel emeğini ortaya koymaktadır. Bu kişi aynı zamanda ekmeklerin zamanında ve istenilen kalitede çıkmasından da sorumlu olduğundan el emeği veren işçiyi yöneten ve yönlendiren kişidir. Fırının sahibi olan patron da bu iki çalışanın maaşlarını öderken, bir yandan da fırnın yumurtalı pide de çıkartıp çıkartmaması gerektiğine, saat kaçta açılması, kaç saat açık durması gerektiğine, büyüme ya da küçülme stratejilerine karar vermektedir. Bu örnekte rahatlıkla anlaşılacağı üzere fırın işçisi mavi yakalı, işlemleri takip edip hedeflere gereken kaliteyi gözeterek ulaşılmasını sağlamakla görevli olan işçi beyaz yakalıdır. Dikkat ederseniz her iki çalışan da aynı ortamda çalışmaktadır. Biri ekmeği ellemekte diğeri ellememektedir. Biri işçi olarak sistemde yer almakta, diğeri de işçi olarak sistemde yer alırken fırıncı karşısında patronu temsil etmektedir.
Şimdi de elimizdeki hammaddenin müşteriden gelen yazılım talebi, bu talebi karşılayabilecek çalışan bilgi birikimi ve şirket birikiminin de (know - how) üretim aracı olduğunu varsayalım. Yazılım talebi için bilgi birikimini, müşteri verilerini ve şirket birikimini harmanlayan ve satırlarca kod yazıp hataları gideren yazılımcı, emeğini ortaya koymakta ve yazılımı test ve kullanıma hazır hale getirmektedir. Eğer müşteri taleplerini, yazılımın ilerleme sürecinde değerlendirip yazılımcıyla müşteriyi koordine eden, proje takvimine uyumdan sorumlu, kalan zamanında yeni müşteriler için yeni çözümler sunan, belki ödeme takvimini de yöneten ve patron olmayan bir çalışan varsa o da yönetsel emeğini ortaya koymaktadır. Bu kişi, proje takvimine göre yazılımın zamanında yetişmesi, dolayısıyla yazılımcının günde ve haftada kaç saat çalışacağı ve müşteriyi tatmin edecek şekilde hatasız çalışmasından da sorumlu olduğundan emeği veren yazılımcıyı yöneten ve yönlendiren kişidir aynı zamanda. Yazılım şirketinin patronu da bu iki çalışanın maaşlarını öderken, yazılım şirketininin bilgi birikiminin artırılması, hangi yeni sektörler için yeni çözümler sunulabileceği ve büyüme, küçülme stratejilerini kurgulamaktadır. Bu örnekte de "ekmeği elleyen" yazılımcı, sanılanın aksine mavi yakalıdır, işlemleri takip edip hedeflere gereken kaliteyi gözeterek ulaşılmasını sağlamakla görevli olan koordinatör de beyaz yakalıdır. Koordinatör, çalışma ortamında yazılımcının patronu rolünü üstlenmektedir.
Son tahlilde beyaz yaka ve mavi yaka tanımlarının giyilen giysi ya da çalışılan ortamla ilgili değil, üretim araçlarının kullanımı, yönlendirilmesi ve çalışma ortamında hangi çalışanın işvereni temsil ettiğiyle ilgilidir. Haliyle beyaz yakanın sendikal örgütlenmesi konusu, üniversite okumuş olanların ya da ofis ağırlıklı çalışanların örgütlenmesi konusu değildir. İşyerinde işveren temsilcisi konumunda yer alan çalışanların örgütlenmesidir. Bunun olabilirliği, yöntemi ve yapısı alınan ücretlere ya da bu çalışanların ilgisizliğine indirgenemez, apayrı değerlendirilmesi gereken konulardır.
(*) Wikipedia tanımlarıdır.
